-- Adversting 9 REKLAM ALANI --

-- Adversting 10 --

MERDİVEN 80 BELEDİYE BAKSIN

15:01:41 | 2022-09-16
İsmail Sarıçay
İsmail Sarıçay      [email protected]

 

Ertesi sabah, Süllü’nün evraklarını aldı eline, Salihli tarafına gidecek bir kamyona binerek gitti. Zengin, kaydettirmeye gitti ama Fadime ile Süllü hala endişeliydi. Ya yine bir engel çıkarırlar da kaydetmezlerse, ne olacak diye ana oğul birbirine soruyordu. O gün bir türlü geçmiyordu. Sanki zaman durmuştu. Süllü babasının akşama doğru getireceği haberi beklemek için, akşamüstü tütün kırmaya gitmeyi iptal etti. Ya tekrar bütün hayallerim yıkılırsa ben bundan ne yaparım diye düşünüyordu. Bundan sonra beni kimse ortaokula almaz. Zaten askerliğim de yaklaştı. Askere gidip geleceğiz. Ya sonrası ne olacak diye kendi kendine sorular soruyordu. Süllü’nün kafasında buna benzer düşüncelerin onlarcası volta atıyordu. Ancak Süllü her zaman bir fırsatın da doğabileceğine inanıyordu. Allah’a her fırsatta dua ediyordu. Duaların verdiği güç olacak ki, Süllü’nün çalışma, okuma ve çözüm arama azmi hiç eksilmiyordu. Fadime’nin sık sık Süllü’ye söylediği; “Oğlum Allah yağ mumu isteyene yağ mumu, bal mumu isteyene bal mumu verir.

 

Birçok insan, gücü olmadığı için değil
Hedefleri olmadığı için yol alamaz” dedi.

 

Fadime’nin bu ve buna benzer sözleri Süllü’nün aklından hiç çıkmıyordu.

Elbette Fadime Süllü’ye bu sözlere benzer onlarca yönlendirici söz söylemişti. Bu sözler, Süllü’nün adeta yol haritasını oluşturuyor, kılavuzu oluyordu.

İkindi vakti gelmişti. Süllü ikindi namazını camide kılmak için abdestini alıp, hazırlığını yaptı. Ezanın başlamasıyla birlikte, camiye gitti. Cemaatle ikindi namazını kılıp çıktığında, göl önünde bir kamyonun durduğunu gördü. Seri adımlarla kamyona yaklaştı ki, babası kamyondan iniverdi. Süllü’yü görür görmez gülmeye başladı.

Süllü babasının yüzünün güldüğünü görünce, kayıt için herhangi bir engelin çıkmadığını anladı. Hemen babasının yanına vardı. Hem eve doğru yürüdüler hem de Süllü; “Baba inşallah hayırdır, yüzün gülüyor” dedi,

Zengin; “Meraklanma oğlum hayır. Haydi, artık ortaokullu oldun. Hayırlı olsun inşallah. Hiçbir engel çıkmadan kaydını yaptırdım.”

Süllü; “Allah’ıma şükürler olsun baba. Allah senden de gani gani razı olsun. Belki de ben gitseydim yine engel çıkarabilirlerdi” dedi.

Bu sırada evlerinin avlu kapısına da vardılar. Fadime Zengin’in ve Süllü’nün konuşarak güle güle geldiklerini görünce, hemen merdiven başına koştu. Ardından Meryem, Gülfidan, Mustafa, Yusuf ve Şerif de geldi.

Fadime; “Bey bey ne oldu çabuk anlat. Süllü’mü kaydettirebildin mi? İnşallah bir engel çıkmamıştır” dedi.

Zengin; “Fadime, hepimize hayırlı olsun. Hem Süllü’nün, hem senin, tabi ki hem de benim ve bütün ailemizin bayramı olsun bu gün.

Süllü’yü hiçbir engel çıkmadan kayıt ettirip geldim. Hatta orda kaydeden müdüre dedim ki; Bakın müdür bey, oğlumu kaydettiniz ama yarın oğlum okula başlayınca geri göndermeyin sonra. Benim oğlum benden uzun, delikanlı bir çocuk” dedim.

Müdürde bana dedi ki, “hayır amca biz onun nüfus kaydına baktık. Yaşı tutuyor. Sen hiç endişelenme, gönlün rahat olsun” dedi. Bende ondan sonra çok rahatladım. Sevinerek geri döndüm.

Süllü’nün bu kesin kayıt haberini duyduktan sonra heyecandan neredeyse kalbi duracaktı.   Bir babasına sarılıyor, bir anasına. Kardeşleri de ağalarının bu sevincine ortak oluyorlardı. Onlarda, aga senden ayrılacağız ama senin okuyacak olmana bizde senin kadar seviniyoruz. Sen okur memur olursan bize de faydan olur diyorlardı. 

Süllü, Ortaokula kaydolduğunu, çoban arkadaşı Forcunun Mustafa’ya anlatı. Birlikte gidip okuyabileceklerini söyledi. Mustafa, “bundan sonra okusak ne olacak okumasak ne olacak Süllü” dedi.  Süllü’de “Öyle deme Mustafa, çobanlığın sonu yok. Düşün taşın bir karar ver. Köprübaşı belediyesi bizi bedava okutacakmış. Bize hiç masraf yaptırmayacaklarmış. Bu fırsat bir daha elimize geçmez” dedi. Bir gün sonra Mustafa Süllü’nün yanına geldi.

 “Süllü bende okumaya seninle gidiyorum. Babamla konuştuk. Senin dediklerini anlattım. O da istiyorsan git dedi bana. Kayıt olmak için neler lazım sen onları söyle bana. Ben babamla gider kaydolup gelirim” dedi.  Süllü de lazım olan evrakları söyledi.

Süllü yine yakın arkadaşı olan Hakkı’nın Abdullah’a aynı teklifi götürdü. Abdullah da, “sadeç ben ilkokulu bile zor bitirdim, okuyamam. Bizden geçti. Askerlik çağımız geldi” diyerek kabul etmedi.

Süllü daha sonra, Abdullah’ın emmisinin keçi çobanı olan oğlu Kemalin Arif’e, okumaya gitme teklifi yaptı. Ona da bütün detaylarıyla olanları anlattı. Fakat Arif de ilk anda, “okuma yaşımız geçti sadeç. Bizden, bundan sonra öğrenci de memurda olmaz” dedi.

Süllü Arife; “Yine de bir düşün sadeç. Böyle bir fırsat kaçırılmaz. Ailemize fazla yük olmadan okuyacağız inşallah. Bundan daha büyük fırsat olur mu, iyi düşün” dedi.

Arif, iki gün sonra Süllü’yle birlikte Mustafa’nın da ortaokula kayıtlarını yaptırdığını öğrenince okumaya karar verdi.

İki gün sonra akşam karanlığında, doğru Süllü’nün evinin yolunu tuttu. Daha evin avlu kapısından girmeden; “Süllü sadeç! Süllü sadeç! Sen okursun da ben okuyamam mı?” diye seslendi.

Süllü’nün yanına çıktı. “Süllü sadeç, ben de okumaya karar verdim. Yarın gidip kaydımı yaptırıp geleceğim. Şu kayıtta neler lazım, hele sen onları bana söyle bakalım” dedi. Süllü de gerekli evrakları söyledi.

Süllü Karahallı Hüseyin’in söylediği iki kişiyi böylece buldu. Süllü hem Mustafa, hem de Arif’i yakından tanıyordu. Çocukluk arkadaşlıklarının yanında, çoban arkadaşıydılar. Aynı evde kalmalarında da bir sorun olmayacağını düşünüyordu. Süllü söyle diyordu.

 

“Görmek istersen azmin zaferini
Baştan seçmelisin hedeflerini”

 

Arif de ertesi günü kaydını yaptırıp geldi. Okulların açılmasına da bir hafta kalmıştı. Fazla bir hazırlığa da gerek yoktu. Sadece yanlarına alacakları, giyecekler ve yatak yorgandı. Başka ev eşyasına gerek yoktu. Çünkü her ihtiyacı Köprübaşı belediyesi karşılayacaktı. Halk arasında söylenen, “sana belediye baksın” sözü gerçek oluyordu.

Okullar açılmadan, bir hafta önceki Cuma günü, Süllü babasıyla, Arif de babasıyla birlikte dördü kalacak yeri öğrenmek ve belediyenin yapacakları yardım konusunu görüşmek üzere Köprübaşı nahiyesine gittiler.

Belediyede Karahallı Hüseyin’i buldular. Belediye başkan yardımcısı Karahallı Hüseyin, hepsini hoş karşıladı. Makamında çay söyledi. Öğrencilere yapacakları yardımları tek tek sıraladı.

Dedi ki; “bu gençlere önce yanında kalacakları bir aile bulacağız. Bulduğumuz ailenin yanında kalacaklar, yatıp kalkacaklar, yiyip içecekler. Yemekleri hazır olacak, çamaşırları yıkanacak. Bunlar sadece derslerine çalışacaklar.

Biliyorsunuz önümüzdeki pazartesi okullar açılıyor. Çocukları siz o gün getirin, birkaç gün Kırılmış otelde kalsınlar. O zaman zarfında, bizde kalacakları aileyi buluruz. Eve yerleşir yerleşmez de kitap, defter ve diğer okul ihtiyaçlarını da, Ali Kultaş bakkalından alırlar” dedi.

Zengin ve Kemal, Karahallı Hüseyin’e, Belediyenin yapacağı bu yardımlarından dolayı teşekkür ettiler. Zengin, Karahallı Hüseyin’e, “Bu çocukların okuması sizin sayenizde olacaktır. Sizlerden Allah razı olsun. Bu iyiliğinizi hiçbir zaman unutmayacağız. Siz olmasaydınız bu çocuklar okuyamayacaklardı. Çobanlık ve rençperliğe mahkûm olacaklardı. Sayenizde okuyup da adam olurlar inşallah. Sizlerden tekrar Allah razı olsun. Bize Allah’a ısmarladık” deyip hep birlikte ayrıldılar.

-DEVAM EDECEK-

 

-- Adversting 6 REKLAM ALANI --




ETİKET :   ismail-saricay-merdiven-serisi-80-belediye-baksin-köse-yazisi-bengises-gazetesi

Tümü