Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Gülnur Gündoğan
Yunus Emre’nin Bizdeki Tesiri
21.04.2021

 

Çocuktuk, evimize yakın caminin hocalarından Kuran dersleri almaya başladık. Daha küçük yaşlarda okumayı tamamlayamadığım için hatim törenlerini şevkle izler, ezbere okunan ayetleri dinledikten sonra ilahiler kulağımızda aşina olmaya başlamıştı. Bu ilahilerin ezgileri, sözlerini anlamamda engel teşkil ediyor; dinlediğim sâdânın hazzını yaşıyordum. Zaman geçiyor, her sene bu ritüeli tekrar ediyordum. İlahiler kulaktan dolma şekliyle ve ezgisiyle hafızamda yer ediyordu. Sıra artık bizim grubu gelmişti ve hatim töreni için hazırlıklar yapıyorduk. Öğretilen ilahilerin sözlerini kendim tekrar edince daha manidar buluyordum ve bu sebeple derinliğini tam idrak edemesem de değerli oluyordu benim için. Sonradan derinliğinin tadına varmaya başlayınca Yunus Emre ismi benim için sıradan bir isim olmaktan çıkıyor, yeryüzündeki saf ve duru insan modelinin cismi olarak addediyordum.

Lise yıllarımda okulda, hemen hemen tüm öğrencilerin görebileceği yatay bir kirişin üzerinde “İlim ilim bilmektir./İlim kendin bilmektir./ Sen kendini bilmezsin./ Ya nice okumaktır.” yazıyordu. Önceleri ders verme amacıyla sadece görünür kılmak için yazılmış bir söz olduğunu düşünmüştüm. Yanılmışım. Muhtevanın görünür kılmasını engelleyen ön yargılarımdan kurtulmam gerektiğini edebiyat derslerimde anlamaya başlamıştım. Üniversite yıllarımda Halk Edebiyatı derslerimde daha da yakından tanımıştım. Artık bir müddet sonra hakkında yazılan romanlarda farklılık bulunca eleştirme hakkına sahiptim. Yunus güzeldi.

Yunus’un izleri aslında yanımızda, karşımızda, hayatımızın her yerindeydi ve bizleri yeryüzünde “Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz.”ile “Yaratılanı severim Yaratan’dan ötürü.”cihetleriyle aşka, insanlığa, Allah’a davet ediyordu. Bu davet yüzyıllar öncesinden geldi, sonsuzluğa kadar gidecekti.

İçimizdeydi Yunus. Bizim Yunus’tu. Kapıyı bizler için çok kez çaldı. Elimizden tutup, odunları eğrilikten kurtardı. Sofraları bereketlendirdi. Bizleri kendi Molla Kasımlarımızla karşılaştığımızda nasıl bir duruş sergilememiz gerektiği mesajını verdi. Avare değildi, dervişti. Paspal değildi, “Bir lokma, bir hırka.”nın nefsinden kurtulmuş, arınış elbisesini giymişti. Kimine göre ümmiydi, kimine göre ilim tahsil etmişti. Belki de tüm bunlar vesilesiyle âlimle âlim, ümmiyle ümmiydi ve birden fazla kabre ismi geçmişti. İnsanlar onu sevmişti, yollar onu sevmişti; kuşlar, ağaçlar, yer gök onu sevmişti.

UNESCO tarafından 2021, Yunus Emre Yılı ilan edildi. Yeterli miydi onu daha çok ön plana çıkarmaya? Yahut malzeme olarak sunmaya? Böyle olmasa da, bu yıl vesile olsun ki Yunus, hafızaların arka planında kalmasın. Küresel bir çağlaşma ve pandemi döneminde dünyadaki tüm insanlara seslenen Yunus Emre, aranan devanın sesi olsun. Onun sevgi anlayışıyla kuşansın ve nefsaniyetten uzaklaşılsın.

“Âşık öldü diye sala verirler. Ölen bedendir, âşıklar ölmez.”


Bu yazı 1792 kez okundu.
sanalbasin.com üyesidir

SON YORUMLAR

Bengises Gazetesi@ | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim