Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
İsmail Sarıçay
MERDİVEN -12- Uygulanmayan Bilgi Avunmaktır
27.04.2021

 

 

 

 

…Sıdıka hanım var gücüyle ağlamaya başladı. Hem ağlıyor hem de dilinden şu sözler dökülüyordu.

 

“Fadime’m çalışıp okuyacaktı

Okuyup da öğretmen olacaktı

Kör olası edepsiz öğretmen

Kızımı böyle mi okutacaktı”

 

Her ne kadar Koç Mustafa eşini teskin etmeye çalıştıysa da Sıdıka Hanım ağlamaya ve yas tutmaya devam ediyordu ve şöyle diyordu.

 

“Kavak boyu uzun olur

Solan benim kızım olur

Selvi boylum okumazsa

Yüreğimde sızım olur”

 

Ancak bu yas figan içinde kızını okuldan almaktan başka çare kalmadığını da biliyordu.

Bu arada Fadime’nin okuldan gelme vakti de iyice yaklaşmıştı…

Koç Mustafa eşine, “Hanım hanım şimdi Fadime gelir. Ağlamayı, yas tutmayı bırak da gözyaşlarını sil. Çocuk seni böyle ağlar görmesin. Yoksa o da ağlamaya başlar ve çok üzülür. Benim yüreğim nasıl dayanır buna.”

“Ah beyim ah. Şimdi Fadime’m okuldan alınacağını duyduğunda gör sen onun halini. Asıl o zaman feryatları aya çıkar, yıldızlara çıkar, güneşe ulaşır. Ben ona nasıl dayanırım. Yüreğim parçalanır. Artık ayakta bile duramam. Ölürüm artık ben diyerek dilinden şu sözler döküldü.

 

Yıktı gül kızımın hayallerini

Kırdı zalim avcı kanatlarını”

 

Koç Mustafa hemen söze girdi. “Hanım o zaman başka çare söyle de kızımızı okuldan almayalım. Keşke gücümüz olsa da Fazıl öğretmenin tayinini buradan başka bir yere hemen çıkartabilsek. Ama o gücümüz yok işte. Adamın arkasında devlet var. Bizim arkamız da kim var?

O öğretmen burada kaldığı müddetçe bizde huzur güven olmaz artık. Benim başım da büyük belaya girer.

İlçeye gidip milli eğitime bir dilekçe mi versem acaba diye düşünüyorum. Fazıl öğretmeni bizim köyden alın diye. Versem de dikkate alırlar mı bilmem ki. Almazlar, almazlar. Alt tarafı bir köylünün dilekçesi deyip atarlar bir kenara.”

Sıdıka hanım; “beyim ne yaparsan yap, yeter ki kızım okusun. Okulundan olmasın. Hayalleri yıkılmasın. Kanatları kırılmasın. Yoksa ben kızımın geleceğinin yıkılmasına dayanamam” dedi ama göz pınarlarından akan gözyaşları adeta çeşme olmuştu. Bir taraftan da ağıt yakmaya devam ediyordu.

 

“Dam başında yuvarlak taş

Durmaz akar gözümden yaş

Fadime’m okuldan alınırsa

Ağrılara nasıl dayanır bu baş

 

Taş üstünde kınalı keklik

Çevresinde olurum mekik

Fadime’m cahil kalırsa

Rençper olur toplar kekik

 

Fadime’min kaşı kara

Yüreğimde açacak yara

Fadime’m okumazsa eğer

Dayanamam, giderim mezara”

 

Diye hem ağıt yakıyor, hem de evin içinde bir o tarafa bir bu tarafa dolanıyordu. Adeta Fadime’si gelin olmuş gidiyordu.

Koç Mustafa eşini, her ne kadar ikna etmeye çalıştıysa da, Sıdıka hanım beyinin sözlerini duymuyordu bile.

Fadime’nin okuldan gelmesi de iyice yaklaşmıştı.

Koç Mustafa; “yeter artık şimdi Fadime gelecek, seni böyle görmesin. Çocuk temelli yıkılır. Biraz sakin olalım hanım” dedi.

Bunun üzerine Sıdıka Hanım sesini kesti. İbriği ocaklıktan alarak içini çeke çeke abdestlikte abdest aldı. Babasının ve anasının sık sık kullandığı şu sözü hatırladı.

 

“Zorluğu aşmanın yolu sabırdır

Sabrın sonu ferahlıkla hayırdır” …

-DEVAM EDECEK-


Bu yazı 399 kez okundu.
sanalbasin.com üyesidir

SON YORUMLAR

Bengises Gazetesi@ | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim