Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Emine Işık
NANKÖRSÜN İNSANOĞLU
07.04.2021

 

Uçsuz bucaksız koskoca dünyaya sığamayan insanoğlu gün gelecek 4 metrelik bir avuç toprağa bir bez parçasına sarılıp sığmak zorunda kalacak. Zannediyor ki toprağa girince iş bitti, çürür giderim. Bu düşünce ile de yaşamını üzerine kurduğu bahaneleriyle tüketip gidiyor. Dünyaya bir kere geliyoruz, keyfimize bakalım, yiyelim içelim, üç günlük dünya dertlenmeye gelmez, sen kendi çıkarına bak başkasının derdinden sana ne, Allah ona öyle sınav vermiş diye de avutur kendini. Bilemez ki Allah’ın başkasına verdiğini zannettiği sınav aslında onun sınavıdır. Kazancını paylaşıyor mu, mazlumu gözetiyor mu, göz hakkını dağıtıyor mu diye günde kim bilir kaç kez sınava tabi tutuyor yaradan bizi. Namazını kılmak, orucunu tutmak yahut kliseye gidip günah çıkarmak, bir iki hayır yapmak bizi insan yapmaz. Bu Amerika’nın yaptığına benzer, Afganistan ile başlattığı savaşları Ortadoğu’yu cehenneme çevirmesiyle devam ettirirken, bir yandan bölgeye insani yardım göndermeler, doktor göndermeler, sözde demokrasi götürecekken ölüm götürmesine benziyor. Suriye desen malumunuz, onca insan evinden barkından ailesinden oldu. Mülteci sorunu ile Türkiye yalnız mücadele etmeye çalıştı, mücadele demiyorum ben gerçi ama resmen bizim içimize karıştırıldılar, yapımızı bozdular. Bugünlerde ülkemde kimin ne olduğu belli değil. Avrupa sınırlarını mültecilere açınca sözde insan Avrupalılar birden yardım sever kesiliverdiler. Niye biliyor musunuz? Bizim yapımız bozulmasın, Türkiye’de kalsınlar para gönderelim yeter ki içimize karışmasınlar düşüncesi yüzünden. Dünyayı bu denli cehenneme çevirenler akıllanmayacaklar tamam da. Türk ve Müslüman dünyasının uykusunu anlamış değilim. Dünyaya geliş gayesini yabancıların gayesi gibi algılamaya başladıklarını düşünüyorum artık. Dünyanın başına bela olan, zenginlikleriyle kendini dünyanın efendisi zannedip, kuduz köpek gibi sağa sola saldıranları halk dize getirmeyecekse kim getirecek? Diye düşünüyorum. Dönüp halklara bakıyorum gördüğüm manzara beni dehşete düşürüyor. Müslüman ülkeler fakirlikten kırılıyor, darmadağınık neden biliyor musunuz İKRA (oku) emrini sadece Kur’an- ı kerimi okumak zannettikleri için, hepsi cahilliklerinden paramparça ve darmadağınık. Hristiyan ülkelere bakıyorum incilin ilk emri sev olmasına rağmen sevmek şöyle dursun kendinden olmayanları horladı, savaşlar çıkarttı, binlerce insana dünyada cehennemi yaşattı. Yahudilerin kutsal kitabında ilk emir yaşat idi. Yaşatmak şöyle dursun, Filistin’de çocukları dahi öldürdü, kendi çocuklarına füze attırdı kendi isimlerini üzerlerine yazdırıp. Budistlere diyecek bir şey bulamıyorum, miyanmar, Arakan, Doğu Türkistan dinlerinden dolayı ölümden beter acılar çekiyorlar hala. Bu dünya da olan farklılıklar da Yaratan’ın izniyle oluşmadı mı? Yaratan istese hepimizi tek dine, tek ırka, tek kültüre bağlı kılamaz mıydı? Demek ki bu farklılıklarda bizim sınavımız. İnanoğlu’nun sınavı. O halde bu Tanrıcılık oyunu oynamaya kalkanlara niye dur diyemiyoruz, çok mu korkuyoruz? Yahut çıkarlarımız her şeyden hatta insan onurundan da mı önce geliyor? İnsanın insana yaptığını hayvan hayvana yapmıyor. Düşünebiliyor musunuz? Hayvanlar bile merhamet ediyor. Fakat insanoğlu çıkarları için sınır tanımıyor, bebeklerden tutun yaşlılara kadar vahşice katledebiliyor. Savaşlar çıkartarak milyonlarca insanı öldürmeyi kendinde hak zannediyor. Yüce Atam Mustafa Kemal “Harp zaruri olmadıkça, cinayettir.” Demedi mi? Harp nasıl zaruri olur? Canını ve malını saldırganlardan korumak zorunda bırakıldığında zaruri olur. Böylesine büyük ve anlamlı bir cümle kurabilmektir gerçek liderlik. Ülke çıkarı için, kendi çıkarı için, sırf en büyük olabilmek için başka ülke insanlarını vahşice katleden, malını yağmalayan, namusuna göz diken kısacası haksız yere savaş ilan eden değil. Bütün dünya halkları bu bilince erişse idi sizce dünyada bu denli savaşlar, bu denli vahşetler olur muydu? İnsan olmak, onurlu olmak neden bu kadar zor? İnsanoğlu kendilerine bahşedilen, cennetten bir parça olan koskoca dünyayı kaos, ölüm, acı, işkencelerle doldurdu. Düşünün bütün bu güzellikleri bize bahşeden Yaradan’a teşekkür etmek, yarattığı ve insanın emrine sunduğu güzelliklere bakıp iman etmek dururken. İnsanoğlu dünyayı talan etti. Yaktı, Yıktı, dünya canlılarına işkence etti. İnsanoğlunun bütün bu nankörlüklerine rağmen yaradan hala bize merhamet edip, dünyayı yok etmiyor ve bize şans vermeye devam ediyor. SİZCE DE YARATAN”IN BU SONSUZ MERHAMETİ FAZLA DEĞİL Mİ? SABRINI DAHA NE KADAR ZORLAYACAK İNSANOĞLU?


Bu yazı 406 kez okundu.
sanalbasin.com üyesidir

SON YORUMLAR

Bengises Gazetesi@ | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim