Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Yaşar Kutlu
Hasbihal
25.01.2021

 

 

Aslında bu yazıyı dün akşam yazmıştım, kalemin kâğıdın nazarına uğradım herhalde kaydederken yazımın kökü kayboldu. Kendime de kızdım, bilgisayara da kızdım ama faydası yok gitti ve birçok gidenin dönmediği gibi benim yazıda dönmedi, hayırlısı olsun. Sevmiştim, hatta güzel oldu bile demiştim kendi kendime. Aynı muhtevayı yakalayacağımı sanmıyorum ama Kuvancı başkanın tabiriyle yazmak yaşamaktır, yazmazsam rahatsız olacağım. Hasbihal, konuşmak, görüşmek demek kısaca manasıyle. Hemhal olmak, gözlerle konuşmak, gönüllerle konuşmak, karşımızdakini kırmadan, ön yargılı davranmadan, potansiyel suçlu gözüyle bakmadan, taraf tutmadan illa bir taraf tutacaksak doğru tarafı tutarak yine de karşımızdakinin de haklı olabileceği hususların olabileceğini düşünerek hasbihal etmek.(ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün) deyip konuyu bitirmek var ama kısa cümlelerle tatmin olmuyoruz. Benlikten ve Senlikten bir türlü kurtulamıyoruz. İki lafımızın biri Kuran ve sünnet olmasına rağmen ölçülerimizi hep kendimiz buluyoruz, mutlaka kendimize bir çıkış yolu buluyoruz. Hele hele işin ucunda azıcık makam, mevki ya da para varsa dokuz dereden su getiririz yada moda tabirle dokuz takla atarız. Bin yanlış içinde bir doğruyu arayacağımıza bir doğruda bin yanlış arıyoruz.

Yıl 1986 Manisa diyanet eğitim merkezinde kursiyerim o zaman eğitim merkezi hocası şimdi Profesör Mustafa yıldırım anlatmıştı kulakları çınlasın. Haseki eğitim merkezinde kursiyeriz ve cennet mekân Abdurrahman gürses hocamız bir gün bir gurup arkadaşımla beraber bir nikah merasimine gittik, hepimiz hafızız, ilahiyat fakültesini bitirmişiz ve diğer arkadaşlarımız hepsinin sesi benden güzel, hocam Mustafa oku bakalım bir aşrı şerif dedi, ben başladım okumaya okudum bitirdim hocamız duayı yaptı çıkarken sert edasıyle OLMADI MUSTAFA dedi. Başta ben olmak üzere hepimizin yüreğimiz ağzımıza geldi neresi olmadı hocam deme lüksümüz yok, eğitim merkezine geldik ben okuyorum aynı yeri yanlış arıyoruz yok, tekrar tekrar okuyorum, diğer arkadaşlar geldi oku oku yanlış yok o heyecan içinde sabahı yaptık okuduğum yerlerde yanlış yok ama üstad olmadı dediyse mutlaka bir yanlış vardır. Ertesi gün sabah hoca efendi geldi ve bizim yaşadıklarımızı bilerek bulamadınız değil mi Mustafa dedi evet hocam şöyle yaptık böyle yaptık da diyemedik sadece sükût, belki sükûtların en güzeli, hocamız devam etti evladım bende biliyorum diğer arkadaşlarının sesinin senden güzel olduğunu ama sen Arapçada daha iyisin diye sana okuttum, nikâh merasimine uygun bir yer okursun dedim ama olmadı onun için olmadı dedim zaten okuyuşunda hata olsaydı orada uyarırdım.

İkinci bir hatıra hoca efendiyi zengin dostlarından birisi yalvar yakar beraber hacca gitmeye ikna eder. İstanbul’dan yola çıkarlar kara yoluyla hacı efendinin her gittikleri, konakladıkları yerlerde zengin dostları vardır en güzel şekilde yenilir içilir ve hacı efendinin tavrı dostlarına hoca efendiyi tanıyor musunuz , hocam şöyle kuradır, böyle güzel sesi vardır ilaveten hocam oku bir aşr-ı şerif, hocam yap bir dua… vs görevlerini yaparlar ve geri dönerler. Yol yorgunluğu geçtikten sonra hoca efendi bir hac şirketine gider ve durumu anlatır ben bir hac yapmak istiyorum ama şöyle şöyle olacak en lüksünden lütfen bana bir hesap çıkarın ben bir kaç gün sonra gelip sizden teklifi alırım. Hesap çıkar hoca efendinin bir tek dairesi vardır satar ve tamamını hacı efendiye götürüp buyurun bu sizin emanetiniz deyip parayı teslim eder daha hacının cevap vermesini beklemeden Allahaısmarladık deyip ayrılır.

Buyurun muhabbet edelim.

Gönülden gönüle muhabbet edebilecek yüreğimiz varsa buyurun muhabbet edelim.


Bu yazı 539 kez okundu.
sanalbasin.com üyesidir

SON YORUMLAR

Bengises Gazetesi@ | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim