Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Eyyüp Yıldırmış
BEN UZAKTA DEĞİLİM
27.03.2020

Yârim İstanbul'u mesken mi tuttun

Gördün güzelleri beni unuttun

Sılaya dönmeye yemin mi ettin

 

Günlük yaşantımızın vazgeçilmez unsurlarındandır türküler. Her türlü duyguyu yansıtan bir türküsü vardır halkımızın. Durum böyle olunca özlem ve gurbette kendine bir yer bulur halk edebiyatında. Uzaklık gurbet demektir hem giden hem kalan için. Yollara bakılır uzun uzun sonra bir türkü yakılır gidip de dönmeyenin arkasından. Aşklar, ayrılıklar, gurbet en güzel biçimde türkülerde dile gelir.


Sanatçıları içinde yetiştiği halktan ayrı düşünmek elbette mümkün değildir. Sanatçının yetiştiği asıl kaynak halk olduğuna göre ondan aldığı mirası tüketmek yerine çoğaltma yoluna gittiklerini söylemek için elbette müneccim olmak gerekmez.

“Sen Marmara’nın göl gibi durgun bir ucunda

Ben böyle atılmış gibi yurdun bir ucunda

Sen benden uzak ben sana hasret Sarmış beni gurbet…”

Yine bir uzaktakine, sevgiliye Şükûfe Nihal’e Faruk Nafiz Çamlıbel tarafından.  Yazılmış dizeler. Karşılıksız bir aşk değildir bu Şükûfe Nihal'in, Kimbilir», Su, Son Hâtıra gibi şiirlerinde de aynı aşkın izleri görülür. Gurbet sanatçıları besleyen bir kaynak gibidir usta kalemlerin elinde.


Bazen zorunlu bir göç, ayrılık ya da Refik Halit Karay’ ın yaşadığı gibi bir sürgün olayı edebiyatımıza Memleket Hikâyeleri adlı kitabı ortaya çıkarmıştır. Bu ilk sürgünü yurdundan uzaklaştırılmasıdır yazarın. 1922 de Beyrut ve Halep dolaylarını içeren ikinci sürgün yıllarından da bazı birikimler ve hazırlıklarla döner. Ama daha dikkatli ve sistemle barışık eserler ortaya koyma çabasındadır bu kez.


«..Sakıncasız yazma dikkatiyle bu kez de, siyasal toplumsal özlerden kaçınmış, kendisini okuruna sevdiren, eserlerinin sürümünü sağlayan kolay tatlı hafif eserler yayımına öncelik vermiştir.» (Rauf Mutluay, Çağdaş Türk Ed. —198)


Birde kendi isteği ile bulunduğu ortamdan uzaklaşanlar vardır tarihte. “Victor Hugo sürgünü kendiliğinden seçenlerdendir.” der Oktay Akbal bir köşe yazısında ve özetle şunları aktarır.


Niye gitmiş Fransa'dan? Sorusunu sorup cevabı kendi verir yine Akbal; III Napolyon iktidarına uyamadığından, durmaksızın karşı çıktığından. 'Küçük Napolyon' adlı kitapçığıyla bu zorbayı alaya aldığından... Hugo. Eski dönemde senatördü, milletvekiliydi, akademi üyesiydi, III. Napolyon onu kazanmak için herşeyi yapardı, ama Hugo1 önce yurdunu, ulusunu seviyordu, Napolyon yönetimini de yurdun, ulusun yararına aykırı buluyordur Akbal’ a göre. Gerisini şöyle bağlar yazar.


 “Bu yüzden yurdundan ayrıldı, Belçika’da, İngiltere'nin Fransa'ya yakın küçük adalarında bir sürgün yaşamı sürdürdü, ‘hem de oldukça uzun bir zaman…”


Nazilerin iktidarı süresince yurt dışında yaşayan Thomas Mann' lar, Remarcıue' lar. Daha nice yazar, ozan da anımsanmalıdır Hemen her ülkenin ilerici aydınları her zaman baskı rejimlerine karşı çıkmışlar, bu rejimlerle işbirliği yapamamışlar bu yüzden de gurbetin acı ekmeğini tatmışlardır. İster gönüllü ister zorlamayla uzaklara gurbete yolu düşenlerin oradaki acılı günleri pek çok romana, öyküye, şiire, filme, müziğe ve tiyatroya konu oldu. Yine de gurbet yazılmayla bitecek gibi değil diyordu yazarını anımsayamadığım bir gazete küpüründe.


Uzaklık gurbet ve özlem... Edebiyatı besleyen ana damarlardan en önemlileri. Belki bir yazar değil ama yeri gelmişken Fikret Muâlâ’yı anmadan geçmek olmaz. Kendisi çağımızın en önemli ressamıdır ve uzun yıllar yaşadığı Fransa’da vefat ettiği zaman Taha Toros’un ifadesi ile 4 yıl sonra dostları tarafından kemikleri yurda getirilip, Karaca Ahmet' te, görkemli bir mezar taşının altına konur.


Bunun okuyunca aklıma son arzusu Anadolu’da bir köy mezarlığına gömülmek olan Nâzım Hikmet ve Fahri Erdinç geldi ister istemez. Nâzım’ın yattığı yer bellidir hiç değilse. Erdinç’in ne yattığı yer nede mezarı bellidir oysa öldükten sonra cesedinin yakılıp külünün havaya savrulmasını istemiştir. Belki de birkaç zerre külü rüzgâra kapılıp özlemini duyduğu yurduna erişebilsin diyedir bu son isteği. 


Sözlerimizi Paulo Coelho’nun bir sözü ile bitirelim Yakınlık uzaklıktan daha sıkıntılıdır. Her yakınlıkta kaybetme korkusu vardır. Uzaklıkta ise kavuşma ümidinden başka bir şey yoktur.

Eyyüp Yıldırmış


Bu yazı 735 kez okundu.
sanalbasin.com üyesidir


SON YORUMLAR

Bengises Gazetesi@ | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim