Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Ayten Deniz
TASAVVUF’UN HAYATIMIZA KATKILARI
02.03.2020





 

Tasavvuf, bu terim çoklarına ne gereği var neden tasavvufa girelim diye gelebilir.. Olaya kendi nefsinin kusurlarını gösteren bir okul olarak baktığımızda anlamamız kolay olabilir.

 

Tasavvuf, kalbi saf yapmak, kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak demektir. Tasavvuf hâl işi olduğu için, yaşayan bilir, tarif ile anlaşılmaz.

 

Tasavvuf ilmi, kalp ile yapılması ve sakınılması gereken şeyleri ve kalbin, ruhun temizlenmesi yollarını öğretir. Buna (Ahlak ilmi) de denir.

 

Tasavvuf ehli, kendi derecesine göre, tasavvufu tarif etmiştir. Birkaçı şöyle:

 

Tasavvuf, dinin emirlerine uyup, yasaklarından kaçarak kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak demektir.

 

Tasavvuf, sünnet-i saniyeye yapışmak ve bid'atlerden kaçmaktır.

 

Tasavvuf, nefsin iman ve itaat etmesi, bütün ibadetlerin ve bütün hayırlı işlerin hakiki ve kusursuz olmasıdır. Allahû teâlânın lütuf ve ihsanı ile daha yükseklere çıkanlar da olur.

 

Tasavvuf, fâni olan her şeyden yüz çevirip, baki olana bağlanmaktır. Tasavvuf, İslam ahlakı ile süslenmektir.

 

Tasavvuf, ölmeden önce ölmektir.

 

Tasavvuf, baştanbaşa edeptir, tamamen edepten ibarettir.

 

Tasavvuf, kadere rızadır. Tasavvuf, emeli bırakıp amele devam etmektir.

 

Tasavvuf, kalbi kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmaktır. B u konu çok uzundur şu kadarı var ki nefis her zaman kötülüyü emreder ayeti bize o nefsin tezkiye edilmesinde emreden baksa ayetlerde vardır. Nefsimizi nasıl terbiye edebiliriz?

 

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: Allahû teâlâ, (Şehvetlerinizi, [yani nefsin arzularını] haramlardan almamaya uğraşın ve bu cihatta sebat edin, dayanın) buyuruyor. Bunun içindir ki, aklı olanlar, din büyükleri, bu dünyanın bir pazar yeri gibi olduğunu ve burada, nefis ile alışverişte olduklarını anlamışlardır. Bu ticarette kâr Cennet, zarar da Cehennemdir. Yani kârı, ebedi saadet, ziyanı da, sonsuz felakettir.

 

Akıllı kimse nefsini, ticaretteki ortak yerine koyup, gerekli nasihati yapar. Ticaret ortağı, insanın para kazanmakta ortağı olduğu gibi, bazen de, hıyanet yapınca, düşmanı olur. Hal bu ki dünyada kazanılan şeyler geçicidir. Aklı olan, buna kıymet vermez. Her nefes, kıymetli bir cevher gibidir ki, bunlardan bir hazine yapılabilir.

 

Akıllı kişi, her gün, nefsine demeli ki: (Benim sermayem, yalnız ömrümdür. Bu sermaye, o kadar kıymetlidir ki, her çıkan nefes, hiçbir şeyle tekrar ele geçemez ve nefesler sayılıdır, azalmaktadır. Ömür bitince, ticaret sona erer. Ticarete sarılalım ki, vaktimiz azdır. Günlerimiz, o kadar kıymetlidir ki, ecel gelince, bir gün izin istense de ele geçemez. Bugün, bu nimet elimizdedir. Aman nefsim, çok dikkat et de, bu büyük sermayeyi elden kaçırma! Sonra ağlamak fayda vermez. Bugün, ecelin geldiğini, şimdi, o günde bulunduğunu, farz et! O halde, bugünü elden kaçırmaktan, bununla, saadete kavuşmamaktan daha büyük ziyan olur mu? Yarın ölecekmiş gibi haramdan kaç!)

 

Asi nefsimiz, emirleri yapmak istemez ise de, riyazet yapmak, istediklerini vermemek, ona tesir eder. İşte nefs muhasebesi böyle olur. Resulullah efendimiz, (Akıllı, ölmeden önce hesabını gören, ölümden sonra kendine yarayacak şeyleri yapan kimsedir) ve (Yapacağın her işi, önce düşün, Allahû teâlânın razı olduğu, izin verdiği bir iş ise, onu yap! Böyle değilse, o işten kaç!) buyurdu.

 

Nefsi kontrol edip ondan gafil olmamalı! Ondan gafil olursa, kendi şehvetine ve tembelliğine döner. Allahû Teâlânın, her yaptığımız, her düşündüğümüz şeyi bildiğini unutmamalıyız. Bunu bilenin, işleri ve düşünceleri edepli olur. Zaten buna inanmayan kâfirdir. İnanıp da, yapmamak ise, büyük felakettir.

 

Nefsimizi temizlemenin onun şerrinden kurtulup cennet namzet bir hayat yaşamanın biletidir Tasavvuf. Orası bir öğretmen okuludur Orası insana kendi nefsini gösteren bir aynadır aslında nefsin gözü kördür yakını görmez demişler nefis insana kusurunu göstermez ama tasavvuftaki makamlar ki bunlardan biri marifetullahtır yani (Allah’ı) bilme makamıdır İşte bu makamın hakkını verebilirsek hakiki mümin olma yolunda ilerleme kaydedebilir ve nefsimizin kusurlarını görüp düzelmek yoluna girebiliriz. Rabbimizin sevdiği kul olmayı cennete namzet olmayı istemez miyiz? Öyleyse sufi sofi yani kul olmanın yolunda olmalıyız. Bu dünya hayatı bizlere cazibesiyle fitnesini sunuyor. Oysa yerilmiş dünyanın yüce Mevla’nın yanında sivrisineğin kanadı kadar değeri yoktur.

 

Allaha kul resulüne ümmet olmanın yolunu seçip mutlu olmamız duası ile Mevla’ya emanetsiniz.

 


Bu yazı 1169 kez okundu.
sanalbasin.com üyesidir


SON YORUMLAR

Bengises Gazetesi@ | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim