Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Aydın Ayhan
GEZEK OĞLU ALİ OSMAN
02.03.2020





 

Kepsut’un Servet köyünden Gezek oğlu Ali Osman Balkan savaşından önce askere alınmış, harp bitince terhis olmuş, köyüne gelmişti. Askerden önce doğmuş oğlu büyümüş, beş yaşına girmiş, kocaman olmuştu.
Yıllardır hasreti ile yanıp kavrulduğu oğlunun dizinden hiç indirmez, severken içine, yüreğine sokuveresi gelirdi.
Çok geçmedi, “Seferberlik” dediler. Yeniden askere çağrıldı.
Köyden gidecek kafile hazırlanmış Ali Osman’ı bekliyorlardı. İçlerinde tecrübeli asker sadece o idi.
Evin önünde annesinin elini öptü. Hanımına sarıldı. Diz çöktü oğluna sarıldı. Öptü... Öptü... Öptü... Kokladı başını öptü... Kalktı ağlayarak hızla yürüdü. Avlu kapısında durdu, geri döndü, geldi. Diz çöktü sarıldı oğluna. Kokladı. Kokladı. Öptü. Kalktı gene, yürüdü gitti. Daha avluda kapıya varmadan gene döndü. Sarıldı oğluna. Öptü.
Anası dayanamadı. Ağlayarak:
- Oğlum, Ali Osman. Bize fazla eziyet verme. Haydi, git artık! ...İnşallah geldiğinde oğlunu daha da büyümüş bulursun.
- Ana, ben harbin ne olduğunu bilirim. Bu hiçbir harbe benzemiyor. Bir afettir geliyor. Hiçbir şeye yanmıyorum. Canıma acımıyorum. Ama... Ama oğluma doyamadım. Şu küçücük yavruma doyamadım. Ona yanıyorum ana.
Kalkar hızla kapıdan dışarı fırlar, uzaklaşır, gider...

Servet Köyünden Çanakkale’ye 22 kişi gitmiş, sadece ikisi geri dönebilmiştir.
İkisi de sıhhiye eri olan dönenlerden biri köyde kahvedeki köylülere askerlik hatıralarını anlatırken onlara Ali Osman’ı şöyle anlatmıştı :
“Ağır bir düşman bombardımanı sonunda süngü hücumuna geçtik. Korkunç bir boğuşma idi. Yaralıları taşırken, bir ara, toz duman arasında, bir ağaca dayanmış Ali Osman’ı gördüm. Karnı deşilmiş, bağırsakları dışarıda, üstü başı parçalanmış bir kolu kopmuştu.
- Hemşerim, bir şey ister misin? Dedim.
- Benden artık hayır yok. Sen öteki arkadaşlara bak.. Yalnız mataranı ağzıma dayayıver.. Dedi.
Matarayı sağlam eliyle tutturarak ağzına dayadım, sonra diğer yaralılarla ilgilenmek üzere koşarak muharebe sahasına girdim, yaralıları taşımaya devam ettim. Tekrar önünden geçerken gördüm ki Ali Osman şehit olmuş. Ağzı açık... Dudağının çukurunda halâ su vardı. Demek son yudum suyu yutamamıştı.
Onu orda Anafartalar’da çam ağaçlarının altında kazdığımız toplu mezara gömdüm...”
Orada Çanakkale’de son defa bir yudum su bile içemeden vatan için şehit düşen Ali Osmanlar yatıyor.

 


Bu yazı 1099 kez okundu.
sanalbasin.com üyesidir


SON YORUMLAR

Bengises Gazetesi@ | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim