Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Hatice Şirin Uyanık
OSMAN HAMDİ BEY İLE YOLCULUK -2-
01.03.2020

 

KAPLUMBAĞATERBİYECİSİ TABLOSUNUN ÖYKÜSÜ


Bursa’daki abidevi eserlerin kapılarını tahayyüle başlar. Çünkü genellikle en güzel kapılar bu yapıların taç kapılarıdır.  İşte Bursa’mızın en büyük kapılarından olmasa da en güzel kapısı olmaya aday Yeşil Cami kapısına bir göz atalım. Anadolu Selçuklu mimarisinden tevarüs ettiği ince işçiliği ve süslemelerdeki bütünlüğü yeşil caminin sadece çinileriyle meşhur olmadığını bize bir kez daha hatırlatıyor. Evet, yeşil cami kapısının ve pencerelerinin etrafındaki mermer oymacılığıyla da ayrı bir şaheserdir. Osman Hamdi beyin, çinilerinin güzelliğinden ve işlemelerinin zenginliğinden dolayı pek çok tablosunu yeşil caminin içinde yaptığı bilinir. Bu tabloların içinde en meşhur olanı da kaplumbağa terbiyecisi resmidir ki görmeye pek alışkın olmadığımız zemine bitişik bir pencere bu tablonun merkezini oluşturur. İşte resimdeki mekâna aydınlık veren bu pencere yeşil caminin hünkâr mahfilindeki odaların tam ortasındaki eyvanın önünde bulunan penceredir. Etrafındaki kompozisyonla, süslemeleri ve hatta üstündeki “şifaulkulublikailmahbub” yazısıyla bu pencere aynen resimdeki gibi durmaktadır.

 

 Bu pencerenin arka yüzü ise yukarıda bahsi geçen yeşil caminin girişinde görünen ufak penceredir. Kaplumbağa terbiyecisi gibi meşhur olmuş resimlerinin haricinde ‘Mihrap‘ tablosu gibi sansasyonel ve hala tartışılan resimlere imza atan bu ressam? Yeşil Cami gibi bazı mekânlarda resimlerini yaparken sahnenin daha ihtişamlı görünmesi için kendisinden bazı eşyalar ilave etmiştir. Bursalı meşhur şair ve âlimimiz Lamii Çelebinin dedesi olan Nakkaş Ali Dede tarafından oyulan bu şaheser kapının bir ayrıntısı var; Kapının sağındaki ve solundaki sülüs ve kufi yazılar, birbirinden güzel süslemeler her ne kadar dikkatleri ondan kaçırsa da bu kapının tam ortasında bir pencere görülür. Bu pencerenin ilginç bir hikâyesi var. Çünkü aslında bu pencere hepinizin tanıdığı bir pencere. Nereden mi tanıyorsunuz? Tabi ki Osman Hamdi Bey’in meşhur ‘Kaplumbağa Terbiyecisi‘ resminden.

 

Kaplumbağa Terbiyecisi,Osman Hamdi Bey'in 1906 ve 1907 yıllarında iki farklı versiyonunu çizdiği tablosudur. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti tarafından çıkartılan gazetenin on yedinci sayısında tablonun adı Kaplumbağalar ve Adam olarak geçer, ancak tabloya daha sonra yaygın olarak bilinen Kaplumbağa Terbiyecisi adı verilmiştir. Belinde sıkı bir kemerle bağlanmış kırmızı uzun bir giysi giyen sakallı bir adam, mavi çinilerle kaplı eşyasız ve bakımsız bir odada, izleyiciye arkası yarı dönük biçimde dikilmektedir.

 

Başına, etrafına gelişigüzel bir yemeni sarılmış arakıye takmıştır. Adamın ayaklarının dibinde, yerdeki yaprakları yemekte olan kaplumbağalar vardır. Bursa'daki Yeşil Cami'nin üst katındaki odanın duvarlarındaki sıvalar ve çiniler yer yer dökülmüştür. Tablonun tek ışık kaynağı adamın önündeki alçak penceredir. Ellerini arkasında kavuşturmuş olan adam bir ney tutmaktadır. Sırtında bir nakkare asılıdır ve buna bağlı bir mızrap boynundan aşağıya sarkar. Bazılarına göre adamın sırtında asılı olan şey, eskiden dervişler ve dilenciler tarafından kullanılan, hindistan cevizinden ya da abanozdan yapılma dilenci çanağı olan keşkülüfukaradır.

 

Osman Hamdi Bey'in bu tablosu, geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya çalışan bir aydının yorgun hâlini anlattığı şeklinde yorumlanmıştır. Düşünceli biçimde dikilen adam, sabır gerektiren zor bir iş olan kaplumbağaları terbiye etme işini, elindeki ney ve sırtındaki nakkareyi çalarak başarmayı ummaktadır. Bu yoruma göre de terbiyeci Osman Hamdi Bey'in kendisidir. Terbiyecinin zorlu işi elindeki müzik aletleriyle halletmeye çalışması, Osman Hamdi Bey'in de değişime direnen bir toplumu sanat yoluyla çağdaş seviyeye getirmeye çalıştığını, bu yüzden sanat okulu ve müze açma girişiminde bulunduğunu vurgular. Terbiyecinin, kaplumbağaları eğitmekte kullanacağı neyi üfleyemeyip arkasında tutması, Osman Hamdi Bey’in neyi üfleme, yani kaplumbağalar ile temsil edilen halkı eğitme kaygısından artık vazgeçtiği, çünkü derviş sabrının bile bir sonu olduğu şeklinde de yorumlanmıştır.

 

Diğer Oryantalist ressamlar gibi Osman Hamdi Bey'in de herhangi bir tablosunu birden fazla defa çizmiş olması normal görülmektedir. Bir yıl arayla çizilen tabloların genel kompozisyonu oldukça benzerdir. İkinci versiyonda ilkinden farklı olarak beş yerine altı kaplumbağa bulunur. Ayrıca terbiyecinin sağındaki duvarda çerçeveli bir hat ile cam kenarında bir testi durmaktadır. Bu versiyonda ayrıca, resmin Ahmet Muhtar Paşa'ya ithaf edildiğine dair, ressamın el yazısıyla yazılmış bir not da vardır. Daha pek çok farklı şekillerde yorumlanan sanatçının bu meşhur tablosu insan zihninde gerçekten pek çok anlam ifade edebilecek çağrışım zenginliğine sahiptir. Ve bu çağrışımları yapmasında Yeşil Camii gibi bir şaheserin Osman Hamdi beye verdiği ilhamlar yadsınamayacaktır.


Bu yazı 1554 kez okundu.
sanalbasin.com üyesidir


SON YORUMLAR

Bengises Gazetesi@ | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim