Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Mustafa Kuvanc
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
08.02.2020

 

 

“Dayak cennetten çıkmaysa, cennetten kovulduğu içindir.” İfadesine takıldım kaldım bilgisayarımın başında. Çocuk gelişimi uzmanı arkadaşımın ifadesi bir hayli ilginç gelmişti bana. Hemen tıkladım mesaj kısmına ve yazdım: “Dostum, Âdem ile Havva da cennetten kovuldular!” Anında cevap geldi karşı taraftan; “Ne yani, dayağın doğruluğunu mu savunuyorsun?”

Şimdi burada duralım. Dayak, özellikle de eğitimde dayak konusunda söylenecek çok şey var.

Dayak denince “Falaka” öyküsü gelir değil mi hepimizin aklına? İki “Falaka” var edebiyatımızda; Birisi usta öykücü Ömer Seyfettin’in eseri, diğeri Ahmet Rasim’in çocukluk anısı.

Çocukluk anıları deyince, neydi çocuklukta öğretmenlerimizden yediğimiz dayaklar… Zamane gençliği mahrum tabi böyle anılardan. Saçımız uzun olduğu için, kravatsız geldiğimiz için, ödevimizi yapmadığımız için, tahtadaki soruyu çözmediğimiz ya da yolda sigara içerken görüldüğümüz için dayak yemişizdir öğretmenlerimizden.

“ben hiç dayak yemedim” dediğinizi duyar gibiyim. Hadi canım, bırakın şimdi… İtiraf edin, çekinmeyin. Burada yabancı yok, birbirimizden saklayacak bir şey yok. Şöyle bir arkanıza yaslanın ve muhasebe yapın. 70’li, 80’li yıllarda ilköğretim veya lise çağında olan herkes geçti bu tezgâhtan.

Babamın beni ilkokul öğretmenine teslim ederken söylediği sözleri hatırlıyorum şimdi;” Eti senin, kemiği benim Hocam.”

Ne demek acaba bu söz. Yeri gelince döv, kaba etine vur; ama kemikli yerine getirme. Kemiklerini kıracak kadar da dövme. Bu benim çocuğum, kemiklerini kırmak gerekirse ben kırarım!”.

Aslında veli ile öğretmen arasında müthiş bir iş bölümüne işaret ediyor bu söz. Eğitimde veli-öğretmen diyalogu… Veli-öğretmen-öğrenci üçlemesindeki iki önemli unsurun dayanışması.

Bir zamanlar eğitimin vazgeçilmez bir parçası olan bu yöntem, günümüzde uyguluması zor bir metot haline geldi. Hani yıllık planda bir bölüm vardır. Yöntem ve teknikler diye. Oraya yazarız ya – anlatım, soru-cevap, dramatizasyon vs” Eskiden bu bölüme “dayak” yazılıyor muydu acaba?

Dayak, öğretmenin otorite unsuruydu eğitimde. Meslekte 26 yılını geride bırakmış bir öğretmen olarak dayakçı öğretmenleri “ bilgi ve yeteneğiyle sınıfa hâkim olamayanlar dayakla hakim olmaya çalışıyorlar.” Diye değerlendirmişimdir. Kırk dakikalık ders için 120 dakika hazırlık yapmayan öğretmeni bilgi ve becerideki açığı nasıl kapatır başka?

Bana 6. Ve 7. Sınıflarda matematiği sevdiren beni matematikten okulun en iyileri arasına sokan güler yüzlü bilgili ve yetenekli ayvaz öğretmenim, 8. Sınıfta ciyak ciyak bağırması ve yüzümüzdeki parmak izleri ile hatırladığım “Tijen” lakaplı adını bile unuttuğum ve her zaman nefretle andığım, onun yüzünden çarpım tablosunu bile ezberimden sildiğim matematik öğretmenim.

İşte dayak; işte sevgi, güler yüz, özveri, yetenek…

Öğretmenler tercihlerini yapsınlar. Sonra “Dayak cennetten çıkmadır.” Sözünü istedikleri gibi yorumlasınlar.


Bu yazı 1078 kez okundu.
sanalbasin.com üyesidir


SON YORUMLAR

Bengises Gazetesi@ | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim